Perişan

Üç arkadaşım var. Ama ben hiç gerek duymadım onları isimlendirmeye. Zaten onlar da zamir olmayı tercih ederlerdi herhalde güzel insanların düş seven dimağlarında. Bir zamanlar sahil kenarında karşılaştığım yakamoz seven serseri çekirge, bana “Manalarını genişleten sıfatlarıyla anmak daha güzel gelir” dediği için onları, şarkılar ve düşlerde anmak daha da hoşuma gidiyor. İşte bu coğrafya, yakamoz ve gölgeler içinde, Pendik’te üç arkadaşım var tabii ki... Ve ben gurur duymalıyım onlardan bütün zamanlar boyunca.

Onlar; Bir; Ben bunları yazdıkça ağlayan tükenmekten korkan kalemim ve kullanmayı unuttuğum kelimelerim, iki; Yazın herkesin unuttuğu ve benim unutmadığım ve bana sahildeki çekirgeleri hatırlatan kardan adam ve üçüncüsü, başkalarının ateş böceği olarak tariflendirdiği benim ise sembol sezen böceği dediğim arkadaşlarım. Bugün sembol sezen böceklerinden bahsedeceğimi zaten dün sana, kalemin ve unuttuğun kelimelerin hatta unuttuğun kardan adam bile söylemişti. Hatırlıyor musun?

Ateş böceği (Anlaşılsın diye) ; Genellikle, sihrini kuşlara ve yavrularına gösterişli bir şekilde sunmak için günbatımından sonra yani her şey siyaha büründüğünde ortaya çıkıveren bir sıcak hava özgürlükçüsüdür. Onun perivari tılsımı, karanlıklar içinde ağaçların ve düşsel ormanlarımın arasında süzülürken ayyuka çıkar. Bu tılsım, onun vücudunun belden aşağı kısmından kafiyeli bir şiirmiş gibi cinaslı ve cilalı ışıklar ile akarak yanıp yanıp sönen alevinden yani ışınından gelmektedir. Enerjisini, kanat çırpışları, yalnızlar ve perişanların gecelerinden alan, bütün zamanlarda sürecek olan yalnızlıklar resmi geçidinin baş sözcüsüdür. Sevdiğim aynı zamanda saygı duyduğum tabiatın parıldayan gözleridir o. En serseri olanları ise yani coğrafyayı sevenleri, sokaklara dökülür gece yarısı manzaralarının eriyen natürmort dalgalanmalarında. Bir soluğu bir yıl, gezintileri ise yüzyıllar süren ve anlatmakla bitiremeyeceğim bu perilerin güzellikleri “inanılır gibi değil !” olur GÜNDÜZ MAHKUMLARINA ve onların biteviye karmaşık, kalabalık ses ve karaltılarına. Sahil kenarında gemilere fener oluşumuz ise biliyorsun sadece seninle benim aramda ! Unutma; Bu kelimeleri okuyan gözlerinin ucu ile kalbimden akıveren kalemimin ucu arasında.
O, geceyi sunan bütün gözlerin yanındadır, bir iç yanması ve boşalan bir yaş gibidir o! İşte böyle dolaştırır durur beni diğer arkadaşlarımı hatırlatırcasına bütün diyarlarda. Sembol sezen böceği alkış tutar gölgemden zamanın kendini reddettiği zamansızlıklarda..,

Güzel arkadaşım, kış gelince bir daha asla uyanamayacağı ama yürüyemeyen yalnız arkadaşı, kardan adamın devam edeceği sıcaklıkları bırakarak, huzur ve sükunetle dalar uykusuna gözyaşlarımla...

Yalnız kalırım !
Sembol sezen böceği; Gecede daha çılgındır bilirsin. Yine bilirsin ben seni sevmekteyim. Sen kimsin? Sahilin sesi gelir geceleri duyarsın. Bilirsin ki sokaklar geceleri unutulan tarlalara benzer. Ne sulayana ihtiyacı vardır onların ne de çapalayana. Çılgınca büyüyen ormanları vardır ama göremezler o ormanları gündüz mahkumları.

Dinle !
Sen yüzünde yalnızlaşırken yıkılan bir endamla düşersen bu sokaklara bu arkadaşımı görmemen imkansızdır. İşte ben de, her gördüğümde onu, beni aklımın aşkına ulaştıracakmış gibi başlarım koşmaya peşinden. Savrulur giderim geceler, masallar ve sokaklar boyunca. Sabaha kadar dönüp durur düşüncemin açılmış örtüsü altında tutkun zifirler içinde.

Sembol sezen böceği gecede PERİ olur bana. Böyle PERİŞAN bırakmak için her beni her yitik sabaha.
Yalnız kalırım !
Şimdi:Kış geldi, Uykuya daldı arkadaşım,
Yalnız kaldım !
Ama birkaç şartla ;Gizli arkadaşım güneş, çekirge, sana bunu okutan kalemim, yine unuttuğum kelimelerim ve..,
merhaba kardan adam !

Yazan: Ser Merdiven
E-posta: sonpervane@mynet.com

 
Sayac :1235 // Son Güncellenme : 2020-02-21

Toplam Online Ziyaretçi : 9