Ah Şu İnsanlar Deli Ediyor Beni

Gençlerin dinlediği “dım tıs dım tıs” ritimlerden uzak dururum. Beni hem sinirli hem de detone yapar. Nedir o öyle? Herkes tepiniyor, alt alta üst üste, garip garip kafa sallamalar. Yahu bir dur kardeşim! Sokakta mı buldun sen o kafayı? Başın dönecek, miden bulanacak. Hasta olmaya bu kadar mı meraklısınız?! Küçükken tokmak kafayı ya bir yere çarpıp çatlattınız ya da aborjinlere özenip tepine tepine ayin yapıyorsunuz. Sonuç itibariyle zevksiz, vıcık vıcık bir görüntü. Bazen de köpük banyosunda balık taklidi yapanları var. Ne anlamsız ne zevksiz! Bu yüzden “dım tıs” ritimlerde boy göstermem ben. Kişiliğime aykırı.

Türkü yöresel, hoş bir müzik türü; ama ben pek sevmem. Müzikal kalitesine bir diyeceğim yok; ama benim tarzım değil işte. “Amaaaan amaaaaaaan aman aman aman...” şeklinde çeşitli oktavlarda nara atmayı sevmem; daha yumuşaktır huyum. Fakat “dım tıs” ritimle türkü arasında bir seçim yaptırsalar tabi ki türkü derim.

Fantezi müziğe gelince ona hiç gelmesek daha iyi. Fantezi müzik bana kıllı, gorilimsi, beyaz atletli ve hatta kılları kıvırcık yapmış atletinden taşan sünger misali bir şey anımsatır. Fantezi müzik dinleyen bir tipi biraz daha açarsak ne demek istediğim tam olarak anlaşılacaktır. Bu tipin genel özellikleri; kayış gibi olmuş, içi geçmiş, kokuşmuş çoraplarını güneş yanığı eliyle çıkaran ve çıkarttıktan sonra leş ölüsü gibi kokan ayak parmaklarının arasını karıştıran çorap artıklarını yuvarlama yaptıktan sora kıvrak hamlelerle fırlatan bir tiptir. Bu özellikleri gösteren bir tip gördüğünüzde bilin ki bu tüp her iddiasına varımki fantezi müzik dinliyordur. Fantezi müzikte adamın biri anıra anıra “bu dünyanın bütün zulmü biz gariplere “ diye çığırır. Bu müziği dinleyen fantezi tipler genellikle inşaat alanlarında bulunan ve masum kızlara “Of yavrum...” diye laf atan tiplerdir. Onları bu şekilde de fark etmek mümkündür. Benim gibi kültürlü, yaşadıklarından zevk alan bir müziğe bu pis tarz hiç yakışmıyor. Olmaz, olamaz! Kabus gibi... Hele hele ayak parmaklarının arasını karıştırdıktan sonra lahmacun yaptığını bir düşünsenize. Ööööğ...

Müzik türlerinden bahseerken aklıma rep midir rap mıdır ne olduğu belli olmayan hippi diye bir müzik türü geldi. Adamın biri çıkıyor, arkasından atlı kovalıyor gibi ya da “ateşte yemeğim var acele” misali düz bir metini silip süpürüyor. Aslında eskiden bir kesim, toplum tabanına mesaj vermek amacıyla bu müziği yaratmış diye duydum; ama pek başarılı olamamışlardır muhtemelen. Bu mesajların hedef aldığı kişiler, bu müzik türüne bir sansür bile getirmeye tenezzül etmemeştir; çünkü hiç kimse söylenenden bir şey anlamamıştır.

Şimdi gelelim bana. Efendime söleyeyim ben gayet saygın bir müziğim. Mozart’ı , Bach’ı, Borodin’i içinde barındıran bir müzik... Klasik bir müziğim ben. Sanatsal değeri yeterince yüksek, zevkli, narin bir müzik. Aslında klasik müzik insan duygularının notalara dökülmüş halidir. İnsan savaşa giderken ya da kendisine sellektör yakan arabaya küfür ederken Bethowen, çiçek böcek aşkı yaşarken tipik bir Mozart, dengesiz davranırken Vivaldi ve filozof bir bakış takınırken Alexander Borodin olur. Fakat bunların hiç biri, benim klasik müziği tercih etmemdeki sebepler değildir. İnsanlar öyle geveze öyle gevezedirki... Gidin bir tiyatro oyununa, oyun başlamadan önce inanılmaz bir uğultu vardır; ama oyun başladığında koca gevezeliklerine bir son vermek zorunda kalırlar. Aynı şey klasik müzik konserleri için de geçerlidir. İnsan niye bu kadar gevezedir? Herhalde konuşacak çok önemli konularını kısacık hayatlarına sığdırabilmek için geveze olmamışlardır. Sürekli ama sürekli konuşur insan. Onları gören de insanlık adına önemli bir şey keşfetti onu konuşuyor sanır ya da felsefi bir tartışmaya girişmiş Platon’un kuramını çekiştiriyor diye düşünebilir. Aslında bu hararetli konuşmalardan ülke sorunlarını konuşup tartıştıkları da yanlışlıkla düşünülebilir. İnsanlar sürekli konuşur; çünkü konuşup tartışabilecekleri kayda değer konuları yoktur. Bu uğultuların hepsi boş gevezeliklerin bir sonucudur ve benim sürekli oynayan çenelere karşı alerjim vardır. Bu sebeple klasik müzik olmayı tercih ettim. Aslında tiyatro oyunu da olabilirdim; ama kalsik müzik biraz daha etkili oluyor insanların çenelerini kapamasında. Sonuçta ben saygın bir müziğim ve insanlar kendilerinden daha saygın bir şey karşısında mecburi olarak susuyorlar. Niye herkes sustu? Poloveç danslarının notalarını mı duyuyorum yoksa? Desenize sonunda bende kafamı dinleyebileceğim.

Yazan: Öykü Yelkencioğlu
E-posta: aphrodisas@hotmail.com

 
Sayac :1625 // Son Güncellenme : 2020-02-21

Toplam Online Ziyaretçi : 12