İnadına Yaşamak

nalanbicakci@hotmail.com

Kanser olduğunu öğrendiği gün, şirketteki tüm yetkisini devrederek, dedesinden kalan adadaki eve yerleşen Cihan, doktorun tavsiye ettiği hasta bakıcı kadına tüm itirazlarına rağmen karşı koyamamıştı. Doktorun referans olduğu kadın, işinde oldukça başarılı biriydi ve disiplinli davranişları ile ancak cihan a ilaçları aksatmadan içirebilirdi.

Adaya gittikten yaklaşık 20 gün sonra gelen Sevinç Hanım, evde hareketlilik kazandırmış ve içten kahkahaları ile Cihan ne kadar asık suratlı dursa bile ona moral olmustu. Sahilde açık hava yürüyüşleri ,ağaç altında kitap okuma seansları, vazgeçmiş zannettiği hayata içten bir tutku ile nasıl bağlı olduğunun tüyolarını vermisti Sevinç Hanım. Ufacık birşeyden yola çıkıp arkasını hiç bırakmayan Sevinç Hanım, hasta, hasta bakıcı ilişkisinden çok, arkadaş gibi davranıyor ve ona sonsuz bir anlayış gösteriyordu. Çoğu zaman iyi şairlerin hayat dolu şiirlerini yüksek sesle okumasını rica ediyor, itiraz edincede ısrarları ile Cihan'ın üstesinden geliyordu. Sık sık Ataol Behramoğlu'nun Yaşadıklarımdan Öğrendiğim Birşey Var şiirini okutuyor, o okumadığında, bazen denize dönüp yüzünü, bazense derin ormana, ezbere okuyuveriyordu. İlaçları içmek, kemoterapi olmak bile sıkıntı yaratmıyordu artık Cihan için çünkü, herşey bir eglence gibi zevkli geliyordu. Bazen yüksek sesle şarkılar söyleyen Sevinç Hanım, bazen ilaçları getirirken palyoço kostümü giyiyordu. Aldiği parayı sonuna kadar hak ettiğini düşündüğü hasta bakıcısı genç kadın icin bir armağan almaya karar verdi. Genç adam, her sabah yürüyüş yapmaya çıkan Sevinç Hanımın yürüyüş ayakkabıları çok eskimişti, cok güzel bir çıft ayakkabı aldı genç kadına, sevindi genç kadın, öyle mutlu olduki en sevdiği yemekleri pişirdi genç adamın..
Sevinç Hanım 55 yaşlerında bir kadındı. Cihan ise daha yeni 40 olmuştu. Sık sık kendisinden 15 yaş büyük bir kadının ondan çok daha umutlu hayata cok daha sıkı tutunduğunu düşünüyor, sonrasında ise hastalığını aklına getirerek kendisine geçerli bir sebep buluyordu.

Evin her köşesinde onun izleri vardı, evde o olmasa nefes alınamaz bir hal almıştı. Hergün bıkmadan, usanmadan moral çiçeklerı topluyordu Cihan için, insanın herkese aldığı hediyelerden önce kendisine hediye alması gerekiyor diye baslayan uzun cümleler kuruyordu Cihana. Cihansa taşralı, ömrünün büyük bir kısmını yaşamış kimsesiz bir kadının bu canlılığına şaşırıyordu. Kimsesi olmamalıydı çünkü aylardır Cihan ile birlikteydi ve kimse arayıp sormamıştı onu, arasıra dışarı çıkıyordu, eğer birilerı varsa o kısa zamanlarda ancak telefonla görüşebilirdi onlarla.

Beni herkesten daha iyi tanıyor diye düşünüyordu. En yakınımdan bile. En yakını kimdi cihan'ın. Annesi öleli yıllar olmuştu. Oğlu bu yıl öss ye girecek olan oğlu. Ne zaman öleceğini unutarak aramak geldi içinden oğlunu, eli telefona uzandı, ölüm geldi yeniden zihnine, bensiz ayakta durabilmeyi öğrenmeli diye geçirdi içinden, o sırada, elinde telsiz telefonla geldi Sevinç Hanım, aramak istediğinde ara dedi, yarın aramak isteyip de aramadıklarımızla konuşabilme ihtimalimiz hepimiz için aynıdır. Oğlunu aradı, çağırdı yanına, annesi ona çok iyi bakmıştı ve oğlu 10 yaş büyümüş geldi gözüne. öptü, kokladı. 2-3 gün iyi vakit geçirdiler, sonra döndü oğlu. Gidişinin ardından çok üzüldü Cihan. Tam çaresizlikten kıvranıp bir kenara ilişmişken, Sevinç Hanım geldi, karından ayrılmış olabilirsin ve zor bir hastalığın olabilir ama yapman gereken asla köşende ölümü beklemek olmamalı dedi. Oğlun onun yarınlarında yanında olmanı hak ediyor ve sen onun yanında elinden geldiğince durmak için mücadele etmelisin. Cihan sinirlendi, ilk defa kızmıştı ona, sen ne bilebilirsinki dedi, senin vücudunda her saniye ömründen parçaları çalan bir illet yok. Siz bencil yaratıklarsınız, sen kendini herşeyi çok biliyorum zannediyorsun, benim canım oğlum giderken ne kadar yandı haberin var mı. Git artık Sevinç Hanım. Sen git, beni bana bırak.

Genç kadın ertesi gün sessizce gitti. Aradan zaman geçti ve Cihanın doktor randevusu geldi, Sevinç Hanımla ikisini birlikte bekleyen doktor, yalnız gelen Cihan' a sordu, Cihan'da bir anlık öfke ile kadıncağıza söylediklerini anlattı. Doktorun gözleri doldu, ne yaptın sen dedi. Sevinç Hanımın da bir kanser hastası olduğunu yıllardır bu hastalıkla savaştığını ve ömrünü kanserli hastalara moral vermek için adadığını oradan kazandığı paraları kanser vakıflarına yatırdığını söyledi. Cihan söylediklerinden çok pişman oldu. Eve geldiği zaman bir telefon etti Sevinç Hanıma ve sadece özür dilerim affet beni sırt sırta mücadele etmeye varmısın dedi. Genç kadın gözleri dolu dolu, yutkunarak, Herzaman diye yanıt verdi.

 

 
Sayac :1486 // Son Güncellenme : 2020-02-27

Toplam Online Ziyaretçi : 9